Makaleler

Gelin birlikte çözüm bulalım!

Online randevu almak için tıklayın

Empati ve Yüzsel Ifade Arasindaki Iliski

Empati ve Yüzsel Ifade Arasindaki Iliski

Yüzsel ifadeler yüz yüze isitsel olmayan iletisimde büyük role sahiptir. Insanlar sadece kelimelerle degil vücut dilini kullanarak da asil söylemek istedikleri bilgiyi desteklerler[1]. Mehrabian’a göre iletisim mesajinin %55’i yüzsel ifadeler vasitasiyla aktarilmaktadir. (Mehrabian, 1968, pp. 53-56)[2].

Insanlarin sözlü iletisiminde en küçük iletisim birimi kelimeler olurken, görsel iletisimlerinde ise vücut ve kas hareketleri en küçük birimi meydana getirmektedir (emotions). Ilk olarak fotografçi ve öncü bir nörofizyolojist olan Duchenne du Boulogne 1862 de yüzsel ifadelerle ilgilendi. Bugün birçok arastirmaci kendisine ait “The Mechanisms of Human Facial Expression” kitabina atifta bulunmustur. Gülümsemede sadece dudaklarin kenarlari yukari kalkmakla kalmaz, gözler de biraz kisilir, gözün kenarlarinda gülümsemeye bagli kirisikliklar olusur ve yanaklarin üst kismi da kalkarsa, yüz mutlu oldugunu gösterir: gözü çevreleyen yuvarlak kas (orbiküler kas) kasilmistir. Ekman  bu yüz düzünlemesine, Duchenne’e ithafla “Duchenne gülümsemesi” adini vermistir. Charles Darwin,1872’de Türlerin Kökeni kitabini yayinladiktan tam on üç yil sonra, yeni bir kitap yayinladi; Insanlar ve Hayvanlarda Duygularin Disavurumu. Bu kitabinda Darwin, memelilerin duygulara sahip oldugunu ve yüz ifadelerinin onlarin bu duygulari tasidiklarina iliskin bir kanit olusturdugunu dile getirdi. Psikoloji ve bilim dünyasindaki varsayim ise kitapta savunulanin aksine, bizlerin yüzlerimizde duygularimizi disa vurdugumuz ancak bu duygularin doganin degil, kültürün ürünü oldugu yönündeydi. Fakat Charles Darwin insan mimikleri üzerine yazdigi eserinde körler yurdunda bir arastirma yapilmasini önermistir. Ancak bu öneri yok sayildi çünkü duygularin ögrenildigine dair inanç öylesine güçlüydü ki, hiçbir arastirmaci Darwin’in teklifini dikkate alip uygulamaya geçirmediler[3].Ekman’nin yaptigi çalismalarin birinde deneklere neseli bir film izlettiginde  yüzlerinden bu gülümseme gerçeklesiyordu. Ekman’in farkli, birbiriyle etkilesimi olmayan kültürlerde gerçeklestirdigi çalismada yüz ifadelerinin dünyanin dört bir yaninda ayni sekilde yorumlandigini görmüstür[4]. Yüz ifadelerinin evrensel oldugunu kanitlayarak. Ekman & Friesen yüzsel ifade tanima alanindaki en önemli ve basarili Facial Action Coding System (FACS, Yüzsel Hareket Kodlama Sistemi) çalismasini yapti. Bu çalismada yüzsel hareketlerin anatomik analizini gerçeklestirerek yüzsel ifadelerin ölçülmesi ve tanimlanmasina yönelik bir yöntem gelistirdiler[5].Bunlardan yola çikarak yüzsel geri bildirim hipotezi ortaya çikmistir. Yüz kaslarindan gelen duyusal geribildirim (yani yüz ifadesinin), bu yüz ifadesine karsilik gelen öznel duygulara yol açtigi hipotezi, olarak tanimlaybiliriz.

Duygusal bilginin anlasilmasi birçok alanda faydali olabilmektedir. Örnek olarak sürücünün araba kullanirken ses ve haberlesme araçlari ile etkilesimde oldugu düsünülürse, içinde bulundugu duygusal durumun anlasilmasi önemlidir. Yüksek güvenlik gerektiren sistemlerde(örnegin: elektrik dagitim üniteleri, nükleer tesisler ve petrol rafinelerinde), kullanicinin negatif duygusal durumu tehlikeli durumlara yol açabileceginden, anlasilmasi önemlidir. Duygular ayni zamanda sanal ticarette satis stratejileri gelistirebilmede bir temel olusturabilirler. Saglik alaninda, hastalarin veya yasli insanlarin duygusal durumlarinin taninmasi, aci ve agrinin izlenebilmesi açisindan önemlidir. Daha ileri düzeydeki uygulamalarda ise duygular kullanicilar ile etkilesim içinde bulunan etkilesimli araçlarda kullanilabilir. Örnegin, dokunma ekrani veya fare bilgisayar faresi gibi bazi dokunsal giris cihazlarinda duygusal paternler (frekans ve tusa basma siddeti gibi bazi özellikler) degerlendirilir[6].

Leventhal’e göre, duygular olusum asamalarina göre genel anlamda birincil ve ikincil duygulara ayrilirlar. Birincil duygular bir durum karsisinda spontane olarak verilen tepkilerdir.  Daha uzun düsünsel çaba gerektiren duygular ise ikincil duygular olarak adlandirilirlar

Güdüsel davranislarimiza çogu kez duygular eslik eder. Bir amacimiza ulasmamiz bizde sevinç ve mutluluk duygulari uyandirir. Tabi bunun tam tersi de olabilir. Bir hedefe ulasamadigimiz zaman bu bizi üzer, kaygilandirir, öfkelendirir ve korkutur. Duygularimiz yalnizca güdüsel davranislarimiza etki etmez, ayni zamanda bu tür davranislarin baslamasina neden olur. Duygular genel olarak fizyolojik ve bilissel ögelere sahip ve davranisi etkilemeye dair duyumlardir. Insanlar, karsilastiklari yeni durumlarla ilgili olarak, önce bilissel ögeler gelistirirler, daha sonra da duygusal sekilde tepki verirler. Bu düsünceye göre, duygusal olarak tepki vermeden önce, uyarici veya durum hakkinda düsünüp onlari anlamak bizim için daha faydali olacaktir (Lazarus,1984). Psikologlar günlük hayatimizda duygularin gerçeklestirdigi islevleri su biçimde belirlemislerdir. Bizi harekete hazirlarlar, gelecekteki davranislarimizi biçimlendirirler, sosyal iliskilerin düzenlenmesine yardimci olurlar yani, sözel veya sözsüz iletisimde bulundugumuz zaman yasadigimiz duygular disaridan izleyenler için genellikle çok açik ve nettir. Bu davranislar, izleyenler için, bizim o an yasadigimiz duygulari daha iyi anlamak ve ileride olasi davranislarimizi tahmin etmek yönünde sinyal niteligi tasirlar. Bu da daha etkili ve daha uygun bir sosyal iletisimi saglar. Örnek verecek olursak; korkutucu bir resme baktiktan sonra yüzünde korku dolu bir ifade olan 2 yasindaki çocugunu gören anne, bu ipucunu gördükten sonra onu rahatlatabilir ve bu sayede gelecekte çocugun çevresiyle daha etkili bir sekilde basa çikabilmesi yolunda ona yardim edebilir. Bireylerin yüz ifadelerini ne derece dogru olarak degerlendirdiklerini saptayabilmek üzere, psikologlar bireyin yüz fotograflarina bakarak duygu ve heyecanlar hakkinda bilgi verilebilmesini saglayan üç boyutlu bir sistem gelistirmislerdir (Morgan). Bunlar: uyku, gerilim, hosluk-nahosluk, dikkat ve reddetmedir. Mutluluk belirtileri hos olarak degerlendirilir; korku, üzüntü ve öfke ise nahos olarak degerlendirilir. Nahos heyecanlarda dudaklar asagiya dogru sarkar, hos heyecanlarda ise yukari dogru kivrilir. Gözler sevinçte yukari dogru, üzüntü de ise asagi dogru bakar. Dikkat durumunda ise gözlerin büyük büyük açilmasi, burun deliklerinin genislemesi ve agzin açilmasi en belirgin yüz ifadesidir. Reddetmede gözler, dudaklar ve burun delikleri adeta uyarimi disarida birakmak üzere, sikica kapanir. Tamda bu noktada, yani belirli duygularin belirli kas gruplarinin aktivasyonuna yol açtigini görmekteyiz. Dolayisiyla bu çalismada yaptigimiz yüz manipülasyonlarinin, iki kasi harekete geçirerek (corrugator ve zygmotic kaslar) kisilerdeki duygu durumu degisilmemek.

Duygu ve heyecanlar bireyin yüz ifadeleri ile ortaya çikar. Buna ek olarak degisik kültürlerden insanlarin digerlerinin ifadelerini algilamalarinda benzerlik bulunur. Bu benzerligin açiklamasi, bir heyecan yasandiginda birçok kas hareketini aktif hale getiren dogustan gelen yüzsel-etki programinin varliginda yatar. Örnegin, corrugator supercilii kaslar negatif duygu durumlarini, zygomatic major kaslar ise pozitif duygu durumlarini temsil eder (Dimberg, 1982, 1990; Dimberg & Ulrich, 1995)[7]. Duygularin nasil çalistigi ile ilgili olarak  yapilan deneyler sosyal yasamda önemlidirler zira bizim kendimize ve digerlerine karsi olan tutumumuzu etkilerler. Duygularin nereden kaynaklandigi hakkinda bir mutabakat saglanamamis olmakla birlikte, yasamdaki temel etik duruslarin bunlarin altinda yatan duygusal kapasitelerden kaynaklandigi hakkinda giderek artan oranda deliller ortaya çikmaktadir. Duygularin incelenmesi baglaminda üç ana yaklasim vardir: biyolojik, akla iliskin (kognitif) ve yapici. Biyolojik yaklasim duygulari kizginlik, korku, mutluluk, sevgi, sürpriz, tiksinme ve hüzün seklindeki kategoriler içinde toparlar. Duygular evrenseldir çünkü davranislarin biyolojik özellikleri vardir. Mimiklerdeki geri besleme hipotezine göre hisler, yüz ifadeleri ile güçlenmektedirler ve gülümsemek bizim sevinç duygularimizi kuvvetlendirmektedir. Peki duygu durumlarinin önemli oldugunu biliyoruz ve bizim için önemli olan bu duygu durumlarina neden olabilecek bir faktör olarak yüzsel geribildirimin rolü. Bu çalismada, Dimberg’in(2008) [8] daha önce yaptigi bir çalismanin replike edilmesi düsünülmüstür.. bu çalismadan yola çikilarak, arastirmanin hipotezlerine varan hareket noktasi, yani empatinin yüzsel geribildirim ile iliskili fikrinin ortaya atilmasinin sebebi, insanlarin karsisindaki kisilerin yüz ifadelerini taklit etme egilimine sahip olmalarindan dolayi ve bu taklit etme eyleminden sonra kendi yüzlerinde olusan ifadeden etkilenerek karsisindaki bireyin yasadigi duygu deneyimlemelerine (yüzsel geri bildirim) yönelik olmasidir.Dolayisiyla yüzdeki 2 ana kasi manipule ederek duygu durumlarini kuvvetlendirmede ne kadar etkili oldugunu görmek için bu sekilde karikatür ve videolari ne kadar komik bulduklarini oylamalarini istedik.

Akla iliskin (kognitif) yaklasima göre her duygu genel bir heyecan duyusu ile birlikte gelir ve daha sonra biz bunlari sosyal anlayislar uyarinca siniflandiririz. Bu nedenle, bizler hangi durumlarda hangi duygulara izin verildigini ögreniriz. Biyolojik egilimler bizim yasamda edindigimiz deneyimler ve kültürümüz tarafindan sekillendirilir. Peki bu sekillendirmelerin, egilimlerin empati ile bir iliskisi de olabilir miydi?

Empati, bir insanin, kendisini karsisindaki insanin yerine koyarak onun duygularini ve düsüncelerini dogru olarak anlamasidir. Basit gibi gözüken bu tanimin gerisinde pek çok kuramsal öge bulunmaktadir ve belki de bu yüzden sözkonusu tanima ulasilmasi oldukça zaman almistir. Günümüzde "empati" denildiginde akla Carl Rogers ve onun konuya iliskin çalismalari gelir. Psikoterapi alaninda empatik iletisim kurma becerisiyle ünlenmis Rogers' in adi ile empati kavrami adeta özdes hale gelmistir. Bir kisinin kendisini karsisindaki kisinin yerine koyarak olaylara onun bakis açisiyla bakmasi, o kisinin duygularini ve düsüncelerini dogru olarak anlamasi, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine "empati" adi verilir.                Yukaridaki empati tanimi üç temel ögeden olusmaktadir. Bir insanin karsisindaki bir kisi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu ögeleri söyle siralayabiliriz:

Empati kuracak kisi kendisini karsisindakinin yerine koymali, olaylara onun bakis açisiyla bakmalidir. Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algilar; bu algisal yasanti özneldir (subjektiftir); kisiye özgüdür. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakis tarziyla bakar. Eger bir insani anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakis tarziyla bakmali, gerçeklestirmek için de empati kurmak istedigimiz kisinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmaliyiz. Karsimizdaki kisinin rolüne girerek empati kurdugumuzda, o kisinin rolünde kisa bir süre kalmali, daha sonra da bu rolden çikarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmus sayilmayiz. Karsimizdaki ile özdesim kurmak (ona benzemek) veya ona sempati duymak, empatiden farkli seylerdir.

 Empati kurmak için, karsimizdaki kisinin duygularini ve düsüncelerini dogru olarak anlamamiz gereklidir. Karsimizdakinin yalnizca duygularini veya yalnizca düsüncelerini anlamis olmak yeterli degildir. Empatiyi tanimlarken bu noktayi vurguladigimizda, empatinin iki temel bileseninden söz etmis oluyoruz. Bunlar empatinin bilissel ve duygusal bilesenleridir. Karsimizdakinin rolüne girerek onun ne düsündügünü anlamamiz, bilissel nitelikli bir etkinlik (bilissel rol alma/bilissel perspektif alma), karsimizdakinin hissettiklerinin aynisini hissetmemiz ise duygusal nitelikli bir etkinliktir (duygusal rol alma/duygusal perspektif alma.) Bilissel rol alma duygusal rol almanin ön sarti sayilabilir. Empatinin bilesenlerinin ne oldugu konusunda arastirmacilar arasinda, bazi görüs farkliliklari vardir. Örnegin Hoffman’ a (1978) göre empatinin, bilissel, duygusal ve güdüsel (motivasyonel) olmak üzere üç bileseni vardir. Bazi arastirmacilar empatinin bilissel yönünü, bazilari ise duygusal yönünü vurgulamaktadir. Fakat çogunlugun üzerinde uzlastigi görüs, empatinin bilissel ve duygusal bilesenlerden olustugu yolundadir.

Empati tanimindaki son öge ise, empati kuran kisinin zihninde olusan empatik anlayisin, karsidaki kisiye iletilmesi davranisidir. Karsimizdaki kisinin duygularini ve düsüncelerini tam olarak anlasak bile eger anladigimizi ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamis sayilmayiz. Arastirmacilar, insanlarin zihinlerinde kurduklari empatiyle, karsilarindaki kisiye ilettikleri empati arasinda farklilik oldugunu belirtmektedirler. Karsimizdaki insanlara empatik tepki vermenin iki yolu vardir: Yüzümüzü/bedenimizi kullanarak onu anladigimizi ifade etmek. Empatik tepki vermenin en etkili yolu bu ikisini birlikte kullanmaktir. Bir sikintimiz oldugunda, bizimle konusan kisi, dostça bir gülümsemeyle kolumuza dokunup sikintimizi sözellestirirse, örnegin "son günlerde çok bunalmissin" derse, rahatladigimizi hissedebiliriz. Yüzifadelerinin sadece heyecanlarin yansimasi olmadigini ayrica duygusal tecrübelerin üretimine ve belirlenmesine de yardimci olduklarini bilinmektedir. Peki yüzsel ifadelerin sadece heyecanlarin yansimasi yada duygusal tecrübelerin disinda bu duygu durumlarinin geri bildiriminde, empati düzeyleri arasinda bir iliski olabilir mi? Bu çalismayi yapmamizdaki amaçlardan biri duygusal yüzsel ifadelerin geri bildiriminin, empati düzeyleri arasindaki iliskiye göre farklilastiklarini görebilmek.

Bu bilgilerden yola çikarak yüzsel ifadeler ve empati arasindaki iliskiye bakacak olursak. Empati, büyük oranda, duyguyla –digerinin hissettigini hissetmekle –ilgilidir. Bizim empatinin yüzsel geribildirim ile iliskili oldugunu düsünmemize sebep olan etken insanlarin karsilarindaki kisilerin yüz ifadelerini taklit etme egilimine sahip olmalari ve bu taklit etme eyleminden sonra kendi yüzlerinde olusan ifadeden etkilenerek karsi tarafin yasadigi duyguyu deneyimlemelerine (ki buna yüzsel geribildirim diyoruz)  yönelik bir modeldir. Empatik becerisi yüksek olanlarin aslinda kendi yüz ifadelerine daha duyarli olduklari için daha empatik olabileceklerini ve dolayisiyla onlara bazi yüz ifadesi manipulasyonlari yapilmistir.

Insanlarin duygulari nadiren sözcüklere dökülür; çok daha siklikla baska ipuçlariyla disa vurulurlar. Rasyonel zihnin ifadesi nasil sözcüklerse, duygularin modu da ayni biçimde sözsüzdür. Agzimizi, gözlerimizi yanaklarimizi, kaslarimizi ve alnimizi geren, gevseten ve kaldiran kirk üç küçük kasla, yüzümüz bütün insan duygularini aktarir. Empati, duyguya dayandigina ve duygu da sözsüz olarak aktarildigina göre, bir baskasini anlamak için, onun yüzüne bakarak baslanmalidir. Darwin ve Ekman’in ortaya koymus oldugu gibi, empati, bizleri ülke ya da kültürün ötesinde baglarla bir araya getiren evrensel bir dil demek.

Yöntem

Katilimcilar:

Ön çalismada 15 karikatür ve 15 videonun komiklik düzeylerine göre belirlenmesi için 100 katilimci kullanilmistir. Ana çalismada ise farkli olarak 40 kiz ve 40 erkek olmak üzere 80 denek kullanilmistir. Bu katilimcilar Izmir Ekonomi Üniversite’si ögrencilerinden olusmaktadir. Çalismaya katilan ögrencilerin psikoloji ögrencileri olmamasina dikkat edilerek örneklem 18 ve 25 yas araligindan olusturulmustur.

Araç ve Gereçler:

Çalismamizda empati düzeylerini belirlemek için kullanilan ölçek, Dökmen’in (1988) Asamali Empati Siniflamasi’na dayanarak gelistirdigi EBÖ, günlük yasamla ilgili kisa paragraflarla ifade edilmis alti ayri psikolojik sorundan olusmaktadir. Deneklere gündelik yasama iliskin sorunlari içeren kisa paragraflar verildikten sonra, onlardan bu sorunu yasayan kisiye verebilecekleri 12 muhtemel cevaptan birisini seçmeleri istenmektedir. Her soru için paragrafla iliskisiz bir tepki seçenegi bulunmaktadir ve rasgele cevaplama yapanlari ayirt etmek amaciyla kullanilmaktadir. EBÖ’ nün güvenilirlik çalismasi, testin 60 denege 2 hafta arayla uygulanmasi ve iki ölçüm arasindaki iliski Pearson Momentler çarpimi korelasyon katsayisi ile hesaplanmis ve r = .83 olarak bulunmustur (Dökmen, 1990). EBÖ’ nün geçerlik çalismalarinda ölçek üniversite ögrencilerinden olusan bir grup ile bir grup psikologa ayri ayri uygulanmis ve iki grubun ortalamalari arasinda psikologlarin lehine anlamli fark bulunmustur (t = 8.15, s.d. 46, p<.01). Deneklere uyguladigimiz bu empati ölçümünden elde edilen veriler SPSS 11.00 programina girilmistir. Superlab 4.0 programi kullanilarak, ön çalismadan seçilen 5 karikatür ve 5 videonun sunumunu olusturacak bir  program hazirlanmistir. Katilimcilarin, karikatür ve videolarin komiklik derecelerini belirlemesi için 10’lu Likert tipi ölçek olusturulmustur (1-hiç komik degil, 5-nötr, 10- çok komik).Yüz manipulasyonunda bulunmak  için tahta ve yassi bir çubuk kullanilmistir.

Prosedür:

Arastirmamiza katilan katilimcilar daha önce uygulamis oldugumuz empati ölçegine göre düsük ve yüksek empati grubu olmak üzere iki gruba ayrilmistir. Bu gruplari da kendi aralarinda ikiye ayirarak mutlu ve üzgün yüz ifadeleri olusturulacak gruplara atanmislardir.  Arastirmada  2(mutlu, üzgün yüzifadesi) × 2(düsük, yüksek empati)’lik ‘between subject design’  kullanilmistir. Bundan dolayi her bir kosulda 20 kisi kullanilmistir. Katilimcilara Superlab 4.0 programiyla 5 karikatür ve 5 video sunularak, her bir video ve karikatür için 10 lu ölçek üzerinden ne kadar komik bulduklarina göre derecelendirmeleri istenmistir. Ana deneyde kullanilan video ve karikatürler, ön çalismada 100 kisinin oyladigi 15 karikatür ve 15 video arasindan seçilmistir. Bu  seçim yapilirken, karikatür ve videolarin aldigi komiklik dereceleri göze alinmistir ve 1 tane nötr ortalama puan alan, 2  tane komiklik düzeyi yüksek, 2 tane daha az komik olan seçilmistir. Ön çalisma yapmamizin amaci, herkes tarafindan begenilen karikatür ve videolari seçmek. Katilimcilarin çalismanin sonlarina dogru dikkatlerinin dagilabilecegi ve videolari izleyen kisilerin karikatürleri daha az komik bulabilecegini düsünülüp, bu 100 kisinin 50’sine sadece karikatür diger 50’sine de sadece video izletilmistir. Ön çalismada kullanilan 100 kisi ana çalismaya tekrar alinmamistir. Çünkü  ikinci defa ayni uyaricilara maruz kaldiklarinda benzer etkiyi yaratmayabilecegi düsünülmüstür. Ana çalismamizda, 80 katilimci 18-25 yas arasindan, psikoloji ögrencisi olmayacak sekilde 40 erkek, 40 kiz kosullara seçkisiz atanmistir. Katilimcilara Super lab programi içersinde deneyin içerigine dair bir yönerge okutulmustur. Videolari izledikten sonra karikatürleri tek basina, normalde bulacaklarindan daha az komik bulma ihtimalini azaltmak yani diger bir ifadeyle sira etkisini azaltmak için sunum dizilisleri olusturulmustur. Dolayisiyla, çalismaya katilan katilimcilarin yarisina önce video sonra karikatür diger yarisina da önce karikatür sonra video izletilmistir. Sira etkisini ortadan kaldirmak için de ekrana gelen karikatür ve videolar her katilimciya seçkisiz bir sekilde sunulmustur. Katilimcilar deney odasinda deneye tek baslarina katilmislardir ve kamerayla izlendiklerini bilmeden gözlenmislerdir. Kayitlarin izlenmesiyle, deneklerin yönergeye ne kadar uyduklari ya da manipülasyonlarini ne kadar bozmadiklari tespit edilmistir ve uymayanlarin verilerinin degerlendirme disi birakilmistir. Düsük empati ve yüksek empati grubu olarak ayrilan katilimcilarin yarisina üzgün yüz ifadesi ve diger yarisina mutlu yüz ifadesi atanarak dört kosul olusturulmustur. Mutlu yüz ifadesi yaratmak için, çubugu yatay bir sekilde dudaklarina degirmeden, dislerinin arasina yerlestirmeleri istenmistir. Üzgün yüz ifadesi için, çubugu dudaklariyla tutmalari istenmistir (Sekil 1).

Karikatürden ve videolara geçiste ya da videodan karikatürlere geçerken, deneklere istenen pozisyonda gösterilen karikatür ve videolari 10’lu Likert tipi ölçek üzerinden komiklik düzeyleri oylatilmistir. Ayrica pozisyonlarinda kalici  durabilmeleri için video ve karikatüre geçislerde katilimcilardan çubuklarini çikarip yaklasik 30 sn ara verdikten sonra tekrar ayni pozisyonlari almalari istenmistir.

Sonuçlar

Empatinin yüzsel ifadelerin ana etkilerini görebilmek için t-test uyguladik. Fakat 2 sininde bir anlamli etkisini bulamadik. Empati ve yüzsel ifadenin etkilesimli etkisinin olup olmadigini görebilmek için univaried Anova kullandik. Univaried Anova kullanmamizin bir diger sebebi bütün uyaranlarin asil ortalamalarin aliniyor olmasi. Kullandigimiz uyaricilarin, hangisinde buna dair etkilesimin daha güçlü oldugunu görmek için hem karikatür hem video kullandik. Çünkü daha önceki çalismalarda çelisik bulgular bulunmustur buna dair. Öncelikle yapmis oldugumuz empati puanlarinin ortalamasi 128 bulunmustur ve kisiler bu puanin altinda kalanlar düsük, üstünde kalanlar yüksek empati grubuna girmistir. Empatinin bagimsiz degiskenimiz olaraktan, daha güvenilir bir yüksek-düsük empati gruplandirmasi yapmak için empati puanlarini median dan yarim standart sapma yüksek ve düsük olanlar çikarildi. Yani, ayni kisiye belli bir süre sonra test tekrar uyguladiginda 130 yerine belki 127 alacak ve biz onu bir durumda yüksek empati kosulunda göstermisken digerinde düsük empati göstermemiz gerekirdi.  Bu sekilde elimizde bulunan 80 kisinin verisinden 62 kisiye indirilerek, verilerin daha güvenilir olmasini sagladik.

Yaptigimiz analizler sonucunda yüzsel ifade ve empatinin ana etkilerini ve aralarinda bir anlamli bir etkilesim bulamadigimizdan (grafik 1), uyaricilari tek tek analiz ettigimizde ancak 8. karikatürde bu anlamli ana etkiler ve etkilesimler görülmektedir (grafik 2). Anova da 2(düsük empati, yüksek empati)x2( mutlu yüz ifadesi, üzgün yüz ifadesi) farkli grup dizaynda yüzsel ifadenive F(1,61)=4.02, p<0.05 ve empatinin ana etkisi bulunmustur F(1,61)=6.23, p<0.05.

           8. karikatürün anlamli çikmasinin nedeni empati düzeyleriyle korelasyon göstermektedir r(61)=0.27, p<0.05.

Degerlendirmelere karikatürlerin komiklik dereceleri sokuldugunda, çok az komik bulunan bir karikatür( 5.karikatür) üzgün kosulda yüksek empati grubu, mutlu kosuldakilere göre daha az komik bulmaktadirlar. Düsük empati grubundakiler üzgün kosulda daha az komik bulmaktadirlar. Çok komik bulunan bir karikatür için(karikatür 7) yüksek empati grubundaki kisilerin üzgün kosulda, mutlu kosuldakilere göre daha az komik buluyorlarlar. Düsük empati grubu ise yüz manipülasyonlarindan hiç etkilenmiyorlar, üzgün kosuldayken mutlu kosuldakilere göre daha az  komik buluyorlar. Yüksek empati grubu beklenen yönde etkileniyor. Fakat ilginç olan, düsük empati grubu beklenen yönde etkilenmiyor.

Videolar üzerinden degerlendirdigimizde, videolarin komiklik derecelerinde farkli kisilerin empati ve yüzsel ifadelerin anlamli etkilesimi oldugu görülmektedir. Burada komiklik isin içinden çikmaktadir. Düsük empati grubundakiler, çok komik videoyu( video 5) üzgün kosuldakilere göre mutlu kosuldakiler daha az komik bulmuslardir. Yüksek empati grubu ise mutlu kosuldakiler üzgün kosuldakilere videolari daha komik bulmuslardir. Az komik bir video için(video 10) düsük empati grubu verilen yüz manipülasyonunu yanlis yorumlamaktadir. Dolayisiyla karikatür oylamalarinda çikan sonuçlarla benzerlik göstermektedir.

Tartisma

Yapilan bu çalismada, yüzsel geri bildirim ve empati arasindaki iliski incelenmistir. Empati becerisinin bilesenleri olarak düsünülen taklit davranisi ve yüzsel geribildirime duyarlilik etkisinin, empatik beceri düzeyleri açisindan önemli faktörler oldugu belirginlesmistir. Yüzsel geribildirimin empati degiskeni ile iliskilendirildigi çalismalarin azligi göz önünde bulundurularak, bu konuda yapilacak olan gelecek çalismalar için daha uygun yöntemler ve bu etkilere katkida bulunmus olabilecek diger faktörler tartisilmistir. Çesitli empati skorlarindaki farkliliklari yansitan etkilerin önemi bireysel farkliliklarla gösterilmek istenmistir. Yüzsel geribildirim hipotezini destekleyecek biçimde, üzgün yüz ifadesi pozisyonuna sokulan bireylerin, izledikleri uyaranlari daha az komik; mutlu yüz ifadesi takinan bireylerin de uyaranlari daha komik bulduklarini gösteren bulgulara ulasilmak istenmistir. Arastirma bulgulari, empati X yüzsel geribildirim etkilesimini gösterecek biçimde, empati düzeyi yüksek bireylerin, yüz ifadesi manipulasyonlarindan daha çok etkilendikleri ve sunulan uyaranlara takindiklari ifade dogrultusunda daha yogun tepkiler vereceklerine dair hipotezlerimizi destekler yönde bulgulara ulasilamamistir. Ancak; sadece tek bir karikatür üzerinden analiz edildiginde anlamli bir sonuca ulasilmistir. Bunun nedeni olarak da bu karikatürünkisilerin günlük hayatlarini yansitan ve kendileriyle daha çok özdeslestirebildikleri yüzsel ifadeler içeriyor olmasidir. Bu zamana kadar yapilan çalismalarda karikatürlerin içerigine dikkat edilmemistir. Yapmis oldugumuz çalisma ile önemli bir noktaya deginilmis bundan sonra yapilacak olan çalismalarda da bu bulgunun dikkate alinmasi gerektigi fikri dogurmustur.

Kullandigimiz empati ölçegi güvenilir olmasina ragmen, 88’li yillarda hazirlanmasindan dolayi o zamanin  yasam biçimleriyle olusturulmus hikayelerdir ve günümüzdeki bazi durumlarla fazla uyusmamasindan dolayi günümüze bir kez daha uyarlanmalidir. Ayrica empati ölçegi ülkemizde çok nadir oldugu görülmüstür ve bunun için çalismalarin yapilmasi gerekmektedir.

Yüzsel ifade ile empatiyi birlikte çalisma nedenlerimizden biri Türkiye de bunlarla ilgili pek bir çalismanin yapilmadigini görmek. Halbuki insanlar arasinda en etkili, anlamli iliskiyi saglayan temel unsurlarin basinda karsindakini anlamak ve kendini dogru ifade edebilmektir ki bunun için yüzsel ifadeleri ve empatiyle ilgili çalismalar önemsenmelir

Kaynakça

[1]. Danisman,T. ve Alpkoçak, A.,“Insan yüzündeki duygusal ifadenin taninmasi (Recognation of Human Face Emotional Expression)”Bilgisayar mühendisligi bölümü, Dokuz Eylül Üni. ,Izmir.

[2]. Mehrabian, A.,(1968), Comminication without words, Psychology Today 2,         S. 53-56.

[3]. Ekman, P. & arkadaslari: The Duchenne Smile: Emotional expression and brain physiology II. In: Journal of Personality and Social Psychology 58, 2, S. 342-353, (1990).

[4]. Ekman, P.: Facial Expression and Emotion. In American Pychologists 48, 4, S. 384-392, 1993.

[5]. Ekman, P. & Frisen, W. V. , (1978), “Facial Action Coding System.” Consulting Psychologists Pres Inc., 577 Collage Avenue, Palo Alto, California 94306.

[6]. H.Leventhal: “Perceptual-motor procession model of emotion”,in “Perception of Emotion in self and others.” Plenum Pres. NewYork, 1979.

[7]. Dimberg, U. & Karlsson, B. (1997). Facial  reactions to different emotionally relevant stimuli.Scandinavian Journal of Psychology, 38, 297-303.

[8]. Dimberg, U. & Andréason, P.(2008). Emotional empathy and facial feedback.J Nonverbal Behaviour,32: 215-224.

 

Etiketler

Yorumlar