Kültürel problemler

Kadinlar hayati daha çok eslerinin dini üzere yasamak zorunda kalirlar. Evlenirken gösterdikleri fedakarliklara bazen inançlari da eklenir. Bir erkekle dünya evine girerken geride biraktigi; egitimi, meslegi, ailesi, aliskanliklari, sosyal çevresi, hatta memleketine bir de inancini geride birakmak gibi bir agir sartin söz konusu olmasi hiç de az bir ihtimal degildir. Bunun için evlenecegi kisinin inanci, inancini günlük yasaminda önemseyip önemsemedigi gibi bir hususun dikkate alinmasi önemlidir.

Evliligin ilk yillarindaki sorunlarin çogu esler arasindaki sosyo-  kültürel farkliliklardan kaynaklanmaktadir. Kisilerin sosyo- kültürel düzeyleri; nasil yasadiklarini, nasil davrandiklarini, hangi ortamlarda bulunduklarini, bos vakitlerini nasil degerlendirdiklerini, nerede eglendiklerini ve tabi ki sosyal iliskilerini belirler. Bu nedenle benzer sosyo-kültürel düzeyde olan çiftlerin evlilik iliskilerinin daha uyumlu olmasi beklenmektedir.

Evliligin sadece duygularla yürümeyecegini kabul etmek gerek. Evlilikle devam edecek kadar ciddi olan iliskilerde bireyler, öncelikle aralarinda sosyo-kültürel farklilik olup olmadigina dikkat etmeliler. Içinde yetistikleri aile ortamlari birbirinden çok farkli olmamali.

Ilk aylar geçtikten sonra, esler birbirlerinden çok farkli ortamlarda yetismis olduklarini anlayip, digerinin farkli yanlarini kendi dogru bildikleri ile degistirme çabasina girisirse sonuç hiç de iyi olmaz. Bazi evliliklerde kadin, erkege kendi zevklerini, isteklerini kabul ettirmek için çaba harcar, erkek de kendi isteklerinin yapilmasi için direnir. Iki taraf da kendini hakli çikarma telasina düser. Bu durumda, eslerin birbirlerinin içinde yetistigi çevreyi tanimaya ve anlamaya çalismasi ve onun farkliliklarina saygili davranmayi ögrenmesi gerekir ancak bunu basarmak söylendigi kadar kolay degildir.

Eskilerin es seçiminde, aile yapisini, yasam kosullarini büyük bir titizlikle incelemeleri bosuna degildir. Günümüzde evliliklerin kisa ömürlü olmasinda, eslerin farkli kültürel çevrelerden ve aile ortamindan gelmeleri önemli ölçüde rol oynamaktadir.

 Ama insanlar birbirlerini seviyorlarsa, yâni arada sevgi varsa, bir müddet sonra orta noktada bulusabilirler. Kisilerin ortak degerlerinin fazlaligi, egitim seviyesinin yakinligi ve sevgi anlasmada önem tasir. Evlilik öncesi yapilan büyük hatalardan biri de, bu ‘degistiririm’ fikridir. Kisi, ‘degistirebilirim de, degistiremem de’ diye düsünmeli, A planini uygulayamazsa, zihninde mutlaka bir B plani bulunmalidir.

Evlilikte yikici davranmamak için taraflar birbirlerine uymak zorundadir. Birlikte yasamak, beraber çalismak ve paylasilan bir takim ideallerin olmasi çok önemlidir. Meselâ erkek yorulunca evine gelip dinlenmek ister. Buna karsilik kadinin ideali disarida gezmek olursa, bu çiftlerin uyum saglamasi zorlasir. Böyle durumlari çiftler, ‘ruhlarimiz birbirine uymuyor’ diye ifade ederler. Bu yüzden evliligin kültürel boyutu asla ihmal edilmemelidir.

 

Gelin birlikte çözüm bulalım!

Online randevu almak için tıklayın

Yorumlar